Ayvacık Düdeni Eğitim Tatili


22 Nisan Akşamı yollara döküldük. Uzun zamandır adını duyduğumuz Ayvacık Düdeni'ne doğru yola koyulmuştuk. İlk kez deneyeceğimiz İDOBÜS'le İzmir'e beklenenden çok daha hızlı bir şekilde ulaştık. İzmir'e vardığımızda İlker yine oradaydı, bizi başıboş bırakmadı. Yadigar bir minibüsle İzmir'den Ödemiş'e doğru gecenin bir vaktinde Ayşe'yi almak üzere yola koyulduk. Standartların oldukça dışındaki oturma düzeni nedeniyle 9 kişi kucak kucağa, yarı uykulu, yarı baygın bir kaç saatlik bir yolculuktan sonra harap olmuş bir vaziyette Ödemiş'e varabildik. Ödemiş'te işlerimizi halledip Ayvacık Düdeni'ne doğru bir kez daha minibüse konserve kıvamında doluştuk. Kampa ulaştığımızda akşam olmak üzereydi. Ağaçların arasındaki kamp alanına çadırlarımızı kurduk ve o geceyi doğanın tadını çıkararak ve marshmallowlarımızı midelerimize indirerek geçirdik.

Ertesi sabah kalkıp mağarayı döşemek üzere mağaranın ağzına gittiğimizde bizi ufak bir sürpriz bekliyordu. Baharın ilk yağmurları bölgedeki bir çiti mağaranın ağzına sürüklemiş ve mağaranın girişinin büyük bölümü kapanmıştı. Bir süre çitle debelendikten sonra elimizdeki alet edevatın yeterli olmadığına kanaat getirdik. Pense bulması için görevlendirdiğimiz Özgür bir traktörle geri geldi. Yanımızda taa İzmir'e kadar taşıdığımız ıskarta iplerden bir tanesi ile güç de olsa çiti yerinden çıkarmayı başarabildik. Bu başarının çok büyük bir kısmı traktörün elbette. Traktörcü amcanın azimle bize yardımcı olması bizi çok duygulandırdı. Traktörcü amcaya duyduğumuz minnetin simgesi olarak ipi hediye ettik. Bu hediye karşısında traktörcü amca bir müddet afalladı ve şaşkınlığı üzerinden attıktan hemen sonra memnuniyetle verdiğimiz hediyeyi kabul etti.

Ekipte bu mağaraya daha önce girmiş kimse yoktu ancak 2006 yılındaki enteresan gezi nedeniyle hepimiz mağara hakkında bir şeyler biliyorduk. Ancak mağaranın içine güldür güldür giren dere bildiğimiz şeylerden biri değildi. Bu durumu İstanbul kontağımız Serkan'a danıştıktan sonra mağaraya girme konusunda onay aldık ve serüven başladı. İlk günün sonuna doğru ilk büyük inişi ancak döşeyebilmiştik. Mağaranın ağzını tıkayan çit ve sudan paslanmış boltlar yavaş ilerlememize neden olmuştu. Güvenemediğimiz boltları yenileriyle değiştirdik, uzun uğraşlar sonucu mevcut boltların bir kısmını temizleyerek kullandık. Bunca uğraşın sonucunda vardığımız noktanın -33m olduğunu öğrendiğimizde oldukça şaşırmıştık. İlk gün inmeyi hedeflediğimiz nokta -100 metre civarındaki büyük inişin sonuydu halbuki. Önümüzde daha 4 gün var nasıl olsa diyip kafamızı çok da takmadık.

Ertesi gün planlar bir anda farklı bir yöne doğru kaymaya başladı. İzmir ve güzel hava mağaracıların kafasını karıştırmış olmalı. Yapılan döşemenin ilk dikey için yeterli olduğu konusunda bir uzlaşma gerçekleşti. Ertesi gün mağaraya birer ikişer girip mağara macerasını sona erdirdik. Madem mağarayı erken bitirdik biraz da tatil yapalım dedik. Mağara tatilinin geri kalan günlerini Seferihisar'da denize girip okey oynayarak geçirdik. Gezi bittiğinde hepimiz bu gezinin oldukça enteresan olduğu konusunda hemfikirdik.