BÜMAK Hakkında

Mağaracılık; yeraltına doğru uzanan sonsuz karanlıktan yeryüzüne geri çıktığınızda yıldızları daha parlak, gökyüzünü daha mavi, çimenleri daha yeşil, çiçekleri daha renkli, kokuları daha keskin, yemekleri daha lezzetli, dostlukları daha sağlam, hayatı daha güzel algıladığınız, bu yüzden bağımlılık yapan, zor koşullar altında problem çözme yeteneğini geliştiren, fiziksel ve psikolojik dayanıklılığı arttıran bir spor ve bilim dalıdır.

Türkiye, jeolojik yapısı açısından, barındırdığı onbinlerce mağara ile mağaracılar için bir cennettir. Fakat bu mağaraları araştırmaya hevesli, mağaracılık yapan insanların sayısı diğer doğa sporlarına oranla bir hayli azdır.

BÜMAK, 1973 yılında, bu eksikliği fark eden Nüzhet Dalfes tarafından, ülkemizdeki mağaraları araştırmak, haritalamak ve raporlarını yayınlamak amacı ile kuruldu. Kulübün ilk ismi "Boğaziçi Üniversitesi Mağaracılık Kulübü" idi. Kurucu başkan Nüzhet Dalfes bir yazısında kulübün kuruluş gerekçelerini şu şekilde özetlemiştir; "Doğa bilimlerine ilginin dar bir çerçevede sıkışıp kaldığı, doğal özelliklerinin üzerinde yaşayanlardan çok yabancılar tarafından bilindiği ve araştırıldığı bir ülkede, üniversite öğrencilerine mağarabilimi tanıtmak, onları doğa araştırmalarına yöneltmek..."

Bu fikir çerçevesinde, BÜMAK'ın mağaracılığa ne denli bilimsel yaklaşma gayreti içinde olduğunun ispatı olan ilk yayını "Outlines of Turkish Karst" 1975 yılında kulüp daha emekleme aşamasında iken çıktı. Eser, o tarihlerde University of Houston'da doktora yapan, İTÜ Jeoloji Anabilim dalı Başkanı Prof. Dr. A.M. Celal Şengör tarafından kaleme alınmıştı.

BÜMAK'ın ilk mağara gezisi 1974 yılında Yarımburgaz Mağarasına yapıldı ve kulübün faaliyetleri, yaklaşık iki yıl boyunca İstanbul civarındaki mağaralara yapılan gezilerle sınırlı kaldı. Oldukça küçük çapta bir üye grubu ile sürdürülen bu faaliyetlerde en çok dikkat çeken unsur, yoğun malzeme ve bilgi eksikliğine karşın istisnasız tüm üyelerin gösterdikleri iyi niyet ve azim idi.

Faaliyetler, 1976 yılı yazında Toroslar'da ve 1977 Şubat ayında Karabük- Bulak Mağarası'nda yapılan çalışmalar ile ilk defa İstanbul çevresindeki dar alandan çıkıp Türkiye'ye yayılmaya başladı.

1978 yılında 4866 metre uzunluğundaki Ayvaini Mağarası'nın ilk defa boydan boya geçilmesi, 3150 metre uzunluğa sahip Kırklareli / Dupnisa Mağarası'nın ve Akseki / Çimiyayla'da yapılan ön araştırma esnasında 10 yeni mağaranın bulunması ile BÜMAK bir ivme kazandı. Ertesi yıl Imperial College ile birlikte yapılan Çimiyayla araştırması esnasında BÜMAK üyeleri, daha önce ferdi olarak denenmiş SRT tekniklerini yaygın olarak kullandılar ve 25 mağaranın araştırmasını tamamladılar. Çimiyayla ve Dupnisa raporları BÜMAK'ın 2 ve 3. Yayınları olarak 1980 yılında basıldılar.

1980 yılından itibaren BÜMAK Kastamonu bölgesinde blok araştırmalara başladı. Üç yıl içinde Devrekani, Pınarbaşı, Cide, Azdavay ilçelerinde birbiri ardınca 20 den fazla mağara bulundu ve araştırıldı. Aynı tarihlerde Muğla / Yatağan, İzmir / Ödemiş, İznik / Bursa yörelerinde de araştırmalar sürüyordu. Tüm bu çalışmalar, BÜMAK'ın Delta adını verdiği ve şu ana kadar yedi sayısı yayınlanmış dergisi ile duyuruldu.

1989 yılında, Anamur Toroslarında derin bir mağara olduğuna dair Dr. Temuçin Aygen vasıtası ile BÜMAK'a yapılan ihbar kulübün mağaracılık çizgisinde bir dönüm noktası oldu. Bu ihbar ile -1192 metre derinliğindeki Çukurpınar Düdeni ve -1429 metre derinliğindeki Peynirlikönü Düdeni bulundu. Bu iki düdenin uzun yıllar süren araştırmalarının sonuçlanmasının ardından, BÜMAK çalışmalarını Taşeli Platosu'nun incelenmemiş diğer kısımlarına yöneltti. Mağara açısından çok verimli olduğu ilk incelemelerde meydana çıkan Gazipaşa Yaylaları'nda sürdürülen araştırmaların sonunda, 20 den fazla mağara bulundu, araştırıldı ve haritalandı.
Mağaracılık günümüzde hem birbirinden bağımsız birçok bilim dalını, hem de sürekli olarak gelişen birçok teknik malzemeyi bilerek kullanmayı gerektiren bir karma disiplin haline geldi. Öte yandan, mağara araştırma çalışmalarının sonuçları ise, salt bilim veya spor olarak değil, sanattan turizme kadar uzanan bir kültür yumağı olarak yorumlanmakta ve değerlendirilmektedir.

Böylesine geniş kapsamlı bir yorum yeteneği ise, kaçınılmaz bir şekilde, verimli bir tecrübeyi şart kılmaktadır. Tecrübe ve birikim aktarılmasının bir gelenekten öte, zaruret haline geldiği böylesi bir ortamda, tüm üyeleri dört yılda bir değişen bir üniversite kulübünün 33 yıllık bir süreçte ülkesinin mağara araştırma faaliyetlerindeki öncü rolünün ötesinde, uluslararası başarılara ulaşması ise her türlü takdirin ötesindedir.

BÜMAK, kurulduğu yıl -330 metre olan Türkiye mağara derinlik rekorunu -1429 metreye ulaştırmış, geçtiğimiz 33 yıl içinde Türkiye'nin en derin ve en uzun mağaraları arasına toplam 20 den fazla mağara ilave etmiş, 200 den fazla mağarayı keşfetmiş, haritalamış ve raporlamış, 14 yayını ile tüm bu çalışmalarını duyurmuştur. Aynı zamanda, dünyanın en derin 30 mağarası arasında keşfi ve araştırması tamamen kendisine ait olan 2 mağarası bulunan 3 kulübünden birisi ve yegane üniversite kulübüdür. İnancımız odur ki bu özel konum, sadece BÜMAK için değil, Türk mağaracılığı için de gelecekte büyük bir itici güç olacaktır.

BÜMAK'ın faaliyetleri kadar önemli olan diğer bir yönü de, geçen 33 yıl boyunca üyelerine kazandırdığı yaşam felsefesi ve bu felsefenin doğal bir sonucu olan dostluk bağlarıdır. Bizler, soğuk, karanlık ve bilinmeyene uzanan iplerimizin ucundaki o muhteşem dünyayı tüm bu dostlarımızla paylaştık. BÜMAK'ı bugüne getiren en önemli güç olan bu dostluk bağlarının bundan sonra da aynı şekilde süreceğine inanıyoruz ve bunu diliyoruz.

Ali Yamaç
2006